I.6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı “Hukuk Muhakemeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nda önemli değişiklikler getirilmiştir.
a)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
b)2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 78. maddesinde yer verilen ödeme emrindeki müddetin geçmesinden ve borçlu itiraz etmişse itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklının haciz konmasını isteyebileceğine ilişkin düzenlemede değişikliğe gidilerek, UYAP üzerinden bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabileceği hükmü getirilmiştir. Böylece, UYAP sistemi borçlunun hak, mal veya alacağı hakkında detaylı bilgi verecek ve sistem üzerinden haciz talep edilebilecek, ayrıca İcra Dairesi ise tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haciz edebilecektir.
Kanunu’nun 258. maddesinde ihtiyati haciz talebinin reddi kararının gerekçeli olarak verileceği ve bu karara karşı istinaf yoluna gidilebileceği yönünde değişikliğe gidilmiştir. Değişiklikle, yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen tarafın da istinaf yoluna başvurabilmesinin önü açılmış ve bölge adliye mahkemesinin bu kararı öncelikle inceleyerek kesin karar vermesi hükme bağlanmıştır.
c)5684 sayılı Sigortacılık Kanunu:
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6 hükmü eklenmiştir. Buna göre, Sigortacılık yapan kurum ve kuruluşlardan ya da hesaptan talep edilecek tazminat alacağının, sadece hak sahibine veya avukatına ödeneceği ve maddede belirtilen kişiler de dahil olmak üzere kimseye devredilemeyeceği düzenlenmiştir.
d)6102 sayılı Türk ticaret Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun:
II.İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN’DA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Milyonlarca kullanıcısı olan sosyal medya şirketlerine bir dizi yükümlülük ve yaptırım içeren düzenlemelerin getirilmesine ilişkin planlamalar son dönemde yoğunlukla tartışılan konulardan biri idi. Bu düzenlemelere yönelik öngörülen yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edilmiş ve sosyal medya platformlarına ilişkin söz konusu düzenlemeler 31.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Söz konusu düzenleme ile Sosyal Ağ Sağlayıcı tanımına yer verilmiş olup, sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların internet ortamında metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler bu kapsama dahil edilmiştir.
Resmi Gazete’de yayımlanan kanun değişikliği ile Türkiye’de günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıları aşağıdaki yükümlülüklere tabi olacaklardır:
»30 günlük süre verilerek bu şartın yerine getirilmesi istenecek, süresi içerisinde gerekli adım atılmaz ise 10 milyon TL idari para cezası uygulanacaktır.
»İdari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde yükümlülük yine
yerine getirilmez ise, bu kez 30 milyon TL tutarında bir idari para
cezası kesilecektir.
»İkinci idari para cezası kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde
temsilci bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen platformlara bu kez
Başkan tarafından reklam yasağı getirilerek temsilci bulundurmaya
zorlanacaklardır.
»Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren 3 ay içinde hala
temsilci bulundurmayan yurt dışı sosyal ağ düzenleyicilerine %50
oranında internet trafiği bant genişliğinin daraltılması cezası
uygulanacaktır.
»Son olarak, %50 bant genişliğinin daraltılması cezasının uygulanmasından itibaren 30 gün içinde Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen sosyal medya sağlayıcıları için hâkim kararıyla %90 oranında bant genişliğinin daraltılması idari yaptırımı uygulanacaktır.
III.UNUTULMA HAKKI’NA İLİŞKİN KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURULU TARAFINDAN KAMUOYU DUYURUSU YAYIMLANMIŞTIR
Kişilerin medya kuruluşlarına ait çeşitli internet sitelerinde yer alan haberlerde geçen ad ve soyadlarının ya da haberlerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) hükümleri kapsamında silinmesinin talep edildiği başvurulara ilişkin 23.06.2020 tarihli ve 2020/481 sayılı karar Kurul tarafından verilmiş olup, söz konusu karar hakkında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”) tarafından 17.07.2020 tarihinde kamuoyu duyurusu yayımlanmıştır.
Kurum’a intikal eden ilgili başvurular, Kurul tarafından Unutulma Hakkı kapsamında bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Kurul vermiş olduğu kararda Unutulma Hakkı’nın, çeşitli yargı kararları ve uluslararası kurumların görüşleri doğrultusunda literatürde “bireyin geçmişte hukuka uygun olarak yayılmış ve doğru nitelikteki bilgilerinin zamanın geçmesine bağlı olarak erişimden kaldırılmasını ya da gündeme getirilmemesini talep edebilmesi” olarak tanımlandığını ifade etmiştir.
Unutulma Hakkı çerçevesinde Kurul ilk olarak, “... Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” şeklindeki Anayasa’nın 20.i maddesi uyarınca kişilere kişisel verilerinin silinmesini talep etme hakkının tanınmakta olduğunu belirtmiştir. İşbu anayasal hükmün yanında ayrıca Unutulma Hakkı’nın yasal dayanaklarına, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11/1(e) bendi ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 8’inci maddesi de gösterilmiştir.
Türk Hukuku’ndaki mevcut ilgili düzenlemelerin yanında, Kurul tarafından ayrıca Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın internet ortamında yer alan ilgisiz, geçersiz veya güncel olmayan kişisel verilere yönelik bağlantıların bireylerin talebi durumunda arama motorlarından kaldırılmasının zorunlu olduğuna hükmettiği Google-İspanya kararına ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde (GDPR) yer alan hükümlere atıfta bulunulmuştur.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler çerçevesinde Kurul tarafından aşağıdaki hususlara ilişkin karar verilmiştir:
Kurul, bu konuya ilişkin taleplerin değerlendirilmesi aşamasında kişilerin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun söz konusu bilgiyi edinmesinden sağlayacağı menfaatler arasında bir denge testi yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu incelemenin yapılması esnasında uygulanması gereken kriterlere ise kamuoyu duyurusunun ekinde yer verilmiştir. Aşağıda yer verilen bu kriterlerin Kurul tarafından şikayetlerin değerlendirilmesi sürecinde dikkate alınacağı, ayrıca veri sorumlularına yapılacak Unutulma Hakkı kapsamındaki başvurularda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu kriter gereğince kişinin kamusal yaşamda ayırt edilebilir bir rolünün olup olmadığının değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Siyasetçilerin, üst düzey kamu yöneticilerinin, iş insanlarının, ünlü sanatçı ve sporcuların, dini liderlerin ve bazı meslekleri icra eden kişilerin kamusal hayatta rol oynadıkları kabul edilmektedir.
Kurul, kamusal yaşamda rol üstlenen kişilerin profesyonel hayatlarına ilişkin içeriklerin kamunun bilgisine sunulmasını gerektiren bazı bilgileri de içerebileceğini belirterek, Unutulma Hakkı kapsamında yapacakları başvuruların kabul görme olasılıklarının daha düşük olduğunu açıklamaktadır.
Buna karşılık ilgili kişinin özel yaşamı ile ilgili bilgilere ilişkin başvurularında, değerlendirmeye konu verilerin kaldırılma olasılığının daha yüksek olduğu belirtilmektedir.
Reşit olmayanlara, diğer bir ifade ile çocuklara ilişkin bu yöndeki taleplerin değerlendirilmesinde “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
Yayımlanan içerik gerçeği yansıtmıyorsa ve bu durum ilgili kişi hakkında doğru olmayan bir izlenim edinilmesine neden oluyorsa, söz konusu bilgiye ilişkin bağlantı kaldırılması taleplerinin uygun görülmesinin daha olası olacağına dikkat çekilmiştir.
Bilginin salt doğru nitelik taşıması kişi tarafından yapılacak başvurunun olumsuz değerlendirilmesine dayanak teşkil edemeyecektir. Nitekim Kurul kararında atıf yapılan Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 05.06.2017 tarihli 2016/15510 E. 2017/5325 K. Sayılı kararında bir internet sitesinde yer alan haberin güncellik değeri yitirildiği ifade edilmiş olup, haberin yayımlandığı tarihte gerçeklik ve doğruluk kriterlerini karşılamasının artık bir öneminin kalmadığı belirtilmiştir.
Ayrıca, ilgili kişinin kendisi hakkında yanlış bir bilginin olduğunu ileri sürmesi durumunda bu iddianın ispat edilmesi gerektiği Kurul tarafından açıklanmaktadır.
Diğer bir kriter, içeriğin ilgili kişinin iş yaşamı ile mi yoksa özel yaşamı ile mi ilgili olduğuna yöneliktir. Kamu hayatında rol oynamayan bir kişinin özel hayatına dair bilgiler alakasız olarak kabul edilebilecektir.
Kişinin profesyonel yaşamına ilişkin yer alan içerikler açısında ise olması gerekenden fazla bilgi içerip içermediğinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
Kişi hakkında hakaret, nefret söylemi içeren, onur kırıcı ya da aşağılayıcı ifadeler bulunan içeriklerin bağlantılarının kaldırılması konusunda veri sorumlusuna başvuru yapılır ise, veri sorumlusunun bu başvuruları reddetmesi halinde mahkemeler vasıtasıyla konunun çözüme kavuşturulmasının daha yerinde olacağı belirtilmektedir.
Kanunu’nun 6. Maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel verilere ilişkin “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.” tanımına yer verilmiştir.
Özel nitelikli kişisel verilerin kaldırılması olasılığının ise daha yüksek olduğu Kurul tarafından ifade edilmektedir. Buna karşılık, kamuya mal olmuş kişilerin özel nitelikli verileri söz konusu olduğunda toplumun bu bilgilere erişmedeki menfaatinin ilgili kişinin haklarına üstün gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekecektir.
Verinin yayımlanmasından sonra aradan geçen zaman verinin güncel olma özelliğini yitirmesine neden olabilmektedir. Bu durumda da verinin işlenme amacı ile olan bağ kopabilmektedir. Sonuç itibariyle, aradan geçen zaman içeriğin çıkarılması taleplerinin kabul edilme ihtimalini artıran bir unsur olarak görülmektedir.
Kurul kararında yer verilen Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2016 tarihli ve 2013/5663 Başvuru numaralı kararında güncellik konusuna değinilmiştir. Bu kararda “Başvuru tarihi itibariyle söz konusu haberin yaklaşık on dört yıl önceki bir olaya ilişkin olduğu ve böylelikle güncelliğini yitirdiği açıktır. İstatistiki ve bilimsel amaçlar yönünden de yukarıda ifade edilen gerekçelerle bu bilgilere internet ortamında kolaylıkla ulaşılmayı gerekli kılan bir neden bulunmamaktadır. Bu bağlamda kamu yararı bakımından siyasi veya medyatik bir kişiliğe sahip olmayan başvurucu hakkında internet ortamında yayınlanan haberlerin kolaylıkla ulaşılabilirliğinin başvurucunun itibarını zedelediği açıktır.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Yukarıda diğer kriterlerde bahsedildiği üzere, yine kamuoyunca tanınan kişilere ilişkin veriler ya da tarihsel ve bilimsel verilerin ise değerlendirmesi farklı olabilecektir.
Zor olmakla birlikte, talebin değerlendirilebilmesi için iddianın kanıtlanabilir nitelikte olması gerekmektedir.
Arama sonucunda elde edilen bilgiler kişinin kimliğinin çalınması veya takip edilmesi gibi riskleri açık hale getiriyorsa söz konusu bilgilerin kaldırılması gerekebilecektir.
Kişi tarafından ya da onun açık rızasıyla yayımlanan bilgiler bulundukları yerden kendileri tarafından kaldırılabiliyorsa, bu yöndeki talepler olumsuz değerlendirilebilecektir.
Ancak, ilk aşamada verilen açık rızanın daha sonradan geri alınması imkanı kişiye tanınmamış olması durumunda iletilecek talebin olumlu değerlendirilme olasılığı yüksek olacaktır.
Bağlantıların kaldırılmasına ilişkin taleplerin değerlendirilmesinde bilginin kaynağı ve yayımlanma amacı önem arz etmektedir. Nitekim ifade özgürlüğü çoğulcu ve anayasal demokrasinin temel taşıdır.
Basın özgürlüğü de bir temel hak ve özgürlüktür. Bu kriter çerçevesinde Kurum, haber ve fikirlerin yayılmasını ve bunların kamunun ulaşmasını kolaylaştıran internetin toplum hayatındaki önemli rolüne dikkat çekmektedir. İnternet üzerinde arşiv oluşturmanın ise aktüalitenin ve haberlerin saklanmasına ve erişilebilirliğine hizmet ettiği belirtilmiştir.
Buna göre Anayasa’da koruma altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı ile basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak ifade özgürlüğü arasında belli kriterler çerçevesinde bir denge kurulması gerektiği dile getirilmektedir.
Sonuç olarak, olayların kendi özelliklerine göre inceleneceği ve her bir somut olay nezdinde farklı sonuçlara ulaşılabileceği vurgulanmıştır. Böylece kamunun arama sonuçlarına erişiminin sağlanmasına daha ağırlık verilebileceği gibi, başkalarının özel ve aile hayatlarının korunması için konulan sınırların da aşılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Yasal bir zorunluluk nedeniyle kendisine yetki tanınan kuruluşlar tarafından belirli bir verinin yayımlanması zorunluluğu varsa ve bu zorunluluk geçerliliğini sürdürüyorsa, bu durum ilgili kişinin kendisi ile ilgili arama sonuçlarının kaldırılması yönündeki talebinin değerlendirilmesinde olumsuz bir etken olarak görülecektir.
Kurum, bu kriter çerçevesinde üzerinden belirli bir zaman geçmiş göreceli küçük suçlarla ilgili arama sonuçları bağlantılarının kaldırılmasına yönelik taleplerin kabul edilmesi olasılığının yüksek olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık yakın zamanda gerçekleşen ve daha ciddi suçlarla ilgili olanların ise kabul görme olasılığının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
IV.AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN ÜÇÜNCÜ TARAF ÜLKELERE KİŞİSEL VERİLERİN AKTARIMI KONUSUNDA ÖNEM ARZ EDEN SCHREMS II KARARI, AVRUPA BİRLİĞİ ADALET DİVANI TARAFINDAN YAYIMLANMIŞTIR
Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından 16 Temmuz 2020 tarihinde “Schrems II” olarak adlandırılan karar yayımlanmıştır. Kararda Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne veri transferi yapılmasını sağlayan 2016/1250 Sayılı Gizlilik Kalkanı (“Privacy Shield”) kararının yürürlükten kaldırıldığı açıklanmıştır.
Gizlilik Kalkanı kararı, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (“GDPR”) 45. maddesi uyarınca alınmış bir “Yeterlilik Kararı” niteliğindedir. İşbu hüküm uyarınca “Komisyonun bir üçüncü ülke veya söz konusu üçüncü ülke dahilindeki bir bölge veya bir ya da daha fazla sayıda sektörün ya da uluslararası bir kuruluşun yeterli düzeyde bir koruma sağladığına karar verdiği hallerde, bu ülke veya uluslararası kuruluşa yönelik bir kişisel veri aktarımı gerçekleşebilir…” düzenlemesine yer verilmiş olup, koruma düzeyinin yeterliliği konusunda gözetilmesi gereken hususlar şu şekildedir:
“(a) hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, kamu güvenliği, savunma, milli güvenlik ve ceza hukuku ile kamu kuruluşlarının kişisel verilere erişimi de dahil olmak üzere hem genel hem de sektörel mevzuatın yanı sıra söz konusu mevzuatın uygulanması, bir ülke veya uluslararası kuruluşta toplanan kişisel verilerin başka bir üçüncü ülke veya uluslararası kuruluşa transit aktarımına yönelik kurallar da dahil olmak üzere veri koruma kuralları, mesleki kurallar ve güvenlik tedbirleri, içtihadın yanı sıra etkili ve uygulanabilir veri sahibi hakları ile kişisel verileri aktarılmakta olan veri sahiplerine yönelik etkili idari ve adli tazmin;
(b) üçüncü ülkede bulunan veya bir uluslararası kuruluşun tabi olduğu ve yeterli uygulatma yetkileri dahil olmak üzere veri koruma kurallarına uyumluluk sağlanması ve sağlatılması, haklarının kullanımı hususunda veri sahiplerine destek olunması ve tavsiyede bulunulması ve üye devletlerin denetim makamları ile işbirliği yapılmasından sorumlu olan bir veya daha fazla sayıda bağımsız denetim makamının varlığı ve etkili bir şekilde işlev göstermesi ve
(c) ilgili üçüncü ülke veya uluslararası kuruluşun altına girdiği uluslararası taahhütler veya yasal bağlayıcılığı olan sözleşmeler veya belgelerin yanı sıra kişisel verilerin korunması ile ilgili olanlar başta olmak üzere çok taraflı veya bölgesel sistemlere katılımından kaynaklanan diğer yükümlülükler.”
Söz konusu hüküm göz önünde bulundurulduğunda, Gizlilik Kalkanı kararının kaldırılması ile ABD’de yerleşik üçüncü taraflara aktarılan kişisel verilerin durumunun artık GDPR’da düzenlenen koşulları sağlamadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, AB’den ABD’ye yapılacak veri aktarımlarında GDPR’ın aradığı yeterli koruma kriteri artık Gizlilik Kalkanı kararı ile sağlanamayacaktır.
Kararda ayrıca, güvenli olduğu düşünülmeyen üçüncü ülkelere kişisel verilerin aktarılması durumunda GDPR’a uyumlu sözleşmesel yükümlülükler sayesinde aktarılan verileri koruyan, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından belirlenen Standart Sözleşme Maddeleri hakkında da değerlendirme yapılmıştır. Buna göre Standart Sözleşme Maddeleri mekanizmasını düzenleyen 2010/87 sayılı Avrupa Komisyonu kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak, söz konusu mekanizmanın uygulanabilmesi için aşağıdaki hususlara da dikkat çekilmiştir:
Bu çerçevede Standart Sözleşme Maddeleri aracılığıyla kişisel verilerin ihraç edilmesi durumunda, üçüncü taraf ülkede mevcut tüm koşul ve şartlar dikkate alınıp değerlendirme yapılarak bir yol haritasının çizilmesi gerekmektedir. Nitekim bu değerlendirmenin yapılmasının ve gerekli ek önlemlerinin alınmasının birincil sorumluluklardan olduğu vurgulanmıştır.
Önemle belirtmek gerekir ki, Gizlilik Kalkanı kararı herhangi bir uyumluluk süresi öngörülmeksizin geçersiz kılınmıştır. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın vermiş olduğu Schrems II kararı sonrasında, Gizlilik Kalkanı esas alınarak yapılacak herhangi bir kişisel verinin aktarımı derhal ihlal teşkil edebilecektir.
V.REKABET KURUMU TARAFINDAN E-PAZARYERİ PLATFORMLARI HAKKINDA SEKTÖR İNCELEMESİ BAŞLATILMIŞTIR
Rekabet Kurumu tarafından 16.07.2020 tarihinde e-pazaryeri platformlarına yönelik olarak 11.06.2020 tarih ve 20-28/353-M sayılı karar ile sektör incelemesi başlatıldığı duyurulmuştur. Duyuruda e-pazaryerlerinin, sahip oldukları platform ekonomisi işleyiş ve etkileri nedeniyle geleneksel piyasalardan ayrışan, benimsedikleri iş modelleri ve pazar davranışları ile yeni ekonominin rekabetçi düzenini belirleyen öncü piyasa aktörlerinden olduğu ifade edilmiştir.
Yayımlanan duyuru çerçevesinde pazarda hem platform sahibi hem satıcı olarak yer alınmasına dayanan iki taraflı rollerin etkisiyle pazar güçlerinin kötüye kullanımı endişesi ilk olarak dile getirilmiş olup, ayrıca e-pazaryerlerinin fiyatlama, platform hizmetleri ve tedarik davranışları yoluyla dışlayıcı ve/veya sömürücü uygulamalarda bulunabileceklerine dikkat çekilmiştir.
Sektör incelemesine dayanak teşkil eden yukarıdaki temel gelişme ve endişelere göre, e-pazaryerlerinin yol açtığı rekabet karşıtı etkilerin anlaşılması, böylece bunlara yönelik etkin politikaların belirlenmesinin sağlıklı bir rekabetçi düzene sahip olunmasında önemli bir adım olduğu tespit edilmiştir. E-pazaryeri platformları sektör incelemesinin ise Rekabet Kurulu tarafından bu sebeple başlatıldığı belirtilmiştir.
Duyuruda belirtildiği üzere Rekabet Kurumu, azami katılım ve veri derinliğinin sağlanması adına e-pazaryerlerinin yanı sıra bu platformlar üzerinden satış yapan tedarikçiler ile bunları temsil eden teşebbüs birliklerinin bilgilerine başvurulmasını da hedeflemektedir.
VI.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI TARAFINDAN VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 519) YAYIMLANMIŞTIR
30.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 519) ("Tebliğ") yayımlanmıştır.
Tebliğ'in "Giriş ve Amaç" başlığında, vergi ziyaı çerçevesinde ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamaya yönelik idarece gerçekleştirilen işlemlerin ilgili süreçleri uzatabildiği ifade edilmiş olup, bu doğrultuda 09.08.2016 tarihli ve 29796 sayılı Resmi Gazete’de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 370'inci maddesinin yeniden "İzaha davet" başlığı altında düzenlendiği belirtilmiştir.
Vergi ziyaına yönelik emareler hakkında mükelleflerden açıklama talep edilmesi olarak tanımlanan İzaha Davet müessesesinin amacı ise vergi ziyaına sebebiyet vermediği anlaşılan mükelleflerin konuyla ilgili vergi incelemesine veya takdir komisyonuna sevk edilmesini önlemek veya vergi ziyaına sebebiyet verildiği durumlarda mükellefleri belirli şartlar dahilinde indirimli ceza uygulanmak suretiyle daha ağır müeyyidelerden korumak olarak belirtilmiştir.
Yayımlanan Tebliğ ile birlikte aşağıdaki hususlar düzenlenmiştir:
VII.SERMAYE PİYASASI KURULU TARAFINDAN PAY TEBLİĞİ’NDE (VII-128.1) DEĞİŞİKLİK GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR
Sermaye Piyasası Kurulu ("Kurul") tarafından 24.07.2020 tarihli Resmi Gazete'de "Pay Tebliği (VII-128.1)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (VII-128.1.d)"yayımlanarak, Pay Tebliği (VII-128.1)'nin ("Tebliğ") 27'inci maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Söz konusu değişiklik ile birlikte payları borsada işlem gören ortaklıkların;
-Ortaklık sermayesinin %20'sinden fazlasına tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber doğrudan sahip olan, veya
-Yönetim Kurulu üyelerinden en az birisini seçme veya Genel Kurul'da aday gösterme hakkını veren imtiyazlı paylara sahip olan
pay sahipleri tarafından herhangi bir 12 aylık dönem içerisinde sermayesinin %10'unu aşan pay satışının gerçekleştirilmesi durumunda, Pay Satış Bilgi Formu ("Form") düzenlenecek ve satış öncesinde Kurul'un onayına sunulacaktır.
Formun düzenlenmesi ve satış öncesinde Kurul'un onayına sunulması zorunluluğu değişiklik öncesinde de bulunmaktaydı. Ancak bu zorunluluk sadece yönetim kontrolüne sahip ortaklar tarafından gerçekleştirilecek satışlar için söz konusuydu.
Yayımlanan değişiklikle birlikte ise kapsam genişletilmiş olup, yönetim kontrolüne sahip olunmasa dahi yukarıda yer verilen kriterlerin sağlanması durumunda Form'un düzenlenerek Kurul'dan onay alınması gerekecektir.
Tebliğ'in yeniden düzenlenen 27'nci maddesinde ayrıca bahsi geçen ilgili oranların hesaplanması yöntemlerine, yukarıdaki birinci kriterde yer alan birlikte hareket edildiği kabul olunacak gerçek ve/veya tüzel kişilere, yükümlülük kapsamına girmeyecek olan işlemlere ve yükümlülüğe tabi olmayacak tüzel kişi ve diğer pay sahiplerine ilişkin ayrıntılar mevcuttur.
VIII.İŞTEN ÇIKARMA YASAĞI, NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ SÜRESİ 1 AY DAHA UZATILMIŞTIR
31.07.2020 tarihinde yayımlanan 2810 ve 2811 sayılı Cumhurbaşkanı kararları uyarınca işten çıkarma yasağı, nakdi ücret desteği ve kısa çalışma ödeneği süreleri 1 ay daha uzatılmıştır.
Bu çerçevede, 30.06.2020 tarihine kadar kısa çalışma başvurusunda bulunan iş yerleri için yeni bir başvuru ve uygunluk tespiti gerekmeksizin ve daha önce kısa çalışmadan yararlanan aynı çalışanlar için aynı şartlar altında;
1 ay uzatılmıştır.
Bülten içeriği, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Detaylı bilgi ya da spesifik sorun veya sorularınız için hukukçunuzdan bilgi almanız gerekir.
/ Yasal Uyarı
Sayın Ziyaretçimiz;
Internet sitemizde bulunan bilgiler VERDA tarafından, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kuralları ve yürürlükteki Avukatlık Kanunu uyarınca sadece bilgi amaçlı olarak sunulmaktadır.
Bu Internet sitesinde yer alan bilgiler, reklam veya diğer bir ticari amaca hizmet etmemektedir ve bu amaçlarla veya Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarına aykırı herhangi diğer bir amaçla kullanılamaz. Ayrıca hiçbir şekilde hukuki tavsiye veya görüş teşkil etmez veya bunların yerine geçmemektedir. Burada yer alan bilgilerden hareketle VERDA ve ziyaretçi arasında avukat-müvekkil ilişkisi doğmaz. Son olarak, burada yer alan bilgiler zaman zaman güncel olmayabilir. Hukuki bir konuda sormak istedikleriniz için irtibat bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.
VERDA’nın bilgisi ve önceden yazılı onayı olmaksızın, bu siteye atıf yapılamaz veya link verilemez.
Sitemizde yer alan tüm bilgiler, bültenler, marka ve logoya ilişkin tüm fikri mülkiyet hakları VERDA’ya aittir ve VERDA’nın önceden yazılı muvafakati olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya kullanılamaz.
Aşağıda detaylarını okuyabileceğiniz Gizlilik Politikamız kapsamında, sitemizi ziyaretiniz esnasında paylaşmış olduğunuz bilgilerin olması durumunda, söz konusu bilgiler sadece sizlerle irtibata geçmemizin gerekmesi halinde kullanılabilecektir. Bunun haricinde üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır.
Bu Yasal Uyarı ve Gizlilik Politikası’nda değişiklik yapma hakkımız olduğunu belirtir, olası değişikliklerin yine burada yayımlanacağının da altını çizmek isteriz.
/ Gizlilik Politikası
Sitemizi ziyaret etmeniz halinde bizimle her hangi bir kişisel veri paylaşmış olmuyorsunuz.
“İletişim” alanımızdan veya info@verdahukuk.com’a mail atılarak yapılan iş başvuruları kapsamında başvurucunun özgeçmişinde paylaşmış olduğu kişisel veriler (kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, eğitim bilgileri gibi özgeçmişte bulunan tüm bilgiler) yalnızca iş başvurusu değerlendirmesinde işlenmektedir.
“Online Borç Ödeme” alanımızdaki uygulama üzerinden yapılan yönlendirmeyle yapılan ödemelerde, sisteme girilen kredi kartı bilgileri VERDA tarafından kaydedilmemektedir. Söz konusu alana yazılan ad, soyad ve irtibat bilgileri ise yalnızca, ödeme yapılan dosya kapsamında bilgi verilmesini gerektiren bir durum halinde, size ulaşabilmek amacıyla kaydedilmektedir.
Kişisel verileriniz, ilgili mevzuatın öngördüğü durumlarda düzenleyici denetleyici kurumlara ve resmi mercilere aktarılabilecektir.
İşlenen veriler ve bilgiler, yasal veya sözleşmesel dosyalama süresi sona erdiğinde tarafımızca uygun görülecek yöntemlerden biri ile silinecek, yok edilecek veya imha edilecektir.
Sitemizdeki çerezleri silebilir, devre dışı bırakabilir ya da engelleyebilirsiniz. Bilgisayarlarında çerez kullanımını devre dışı bırakmış ziyaretçilerimiz de internet sitesini kullanmaya devam edebilir. Ayrıca tüm ziyaretçilerimiz VERDA tarafından kendileri hakkında tutulan bilgileri görmek, değiştirmek ya da silmek için info@verdahukuk.com adresine e-posta göndererek talepte bulunabilirler. Talebin kimlik ve adres bilgilerinizi içermesi ve başvuruya kimliğinizi tevsik edici belgelerin de eklenmesi gerekmektedir.
/ COVID - 19
VERDA
COVID – 19 salgınından kaynaklanan risklere karşı aldığımız tedbirler kapsamında, ekibimizin ofiste bulunmaları gerekmedikçe çalışmalarına uzaktan devam edebilmeleri için gerekli tüm teknolojik ve lojistik altyapı devrededir ve müvekkillerimize verilen hizmetlerin herhangi bir gecikme yaşanmaksızın devam etmesi için her türlü önlem alınmıştır. Hali hazırda ofisimizde fiziksel katılımla çalışma yapılmakta olup, binamızda ve çalışma ofislerimizde detaylı dezenfeksiyon işlemi yapılmıştır. Ayrıca ortak kullanım alanları günlük olarak dezenfekte edilmekte ve ozonlama işlemi yapılmaktadır.