11 Nisan 2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan iki ayrı Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının, önemli ve incelenmeye değer olduklarını düşünerek aşağıda özet halinde bilgilerinize sunuyoruz..
i.) 07/03/2019 tarihinde AYM tarafından karara bağlanan 2015/19278 başvuru numaralı dosyada;
Avukat olan başvurucu; Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir davada sanık müdafidir. Ancak tanık olarak dinlenilmesi gereken müvekkilinin sanık olarak yargılanması üzerine iddia makamında yer alan Cumhuriyet savcısına bazı küçük düşürücü sözler sarf ettiği iddiasıyla kendisi hakkında farklı bir yargılama süreci başlatılmış; süreç sonunda hapis cezası almış ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra başvurucu bu kararın Anayasa’nın 26. Maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Şöyle ki; başvurucu avukata verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile, hükmün infaz edilmemesi için 5 yıllık süre içerisinde kasten bir suç işlememesi gerekmektedir. Dolayısıyla avukatın bu 5 yıllık süre içerisinde, mesleğini icra ederken sarf edeceği sözlere dikkat etmesi zorunluluğu doğmaktadır ve bu zorunluluk da avukatın ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Kaldı ki, değerlendirmede, iddianame tanzim edilirken yapılan maddi hatanın, atfedilen suçun, konunun kamuoyu önünde cereyan etmemesinin, avukatların –belli sınırlar dâhilinde- yargı makamlarını eleştiri hakkının olduğu kriterleri de değerlendirildiğinde başvurucu avukat bakımından yeniden yargılama koşullarının varlığının kabul edilmesi gerektiği de belirtilmiştir.
Ayrıca, her ne kadar HAGB ile infaz 5 yıllık bir süre için ertelense de, bu durumun bireyler üzerinde bir baskı unsuru oluşturduğu ve serbestçe davranmak ve konuşmak konusunda imtina etmelerine neden olduğu da belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararında da belirttiği üzere;
“Anayasa Mahkemesi, başvurucunun duruşma esnasında Cumhuriyet savcısına sarf ettiği sözlerden dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.”
Kanaatimizce, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, başvurucunun avukatlık mesleğini icra eden bir birey olması; avukatlık mesleğini icra ederken kullandığı yegane materyalin, mesleğin doğası gereği olarak düşüncelerini serbestçe ifade edebileceği dili olması hasebiyle ifade özgürlüğü hakkının bu şekilde ihlal edilmesini engelleyecek yerinde bir karardır..
ii). Yine aynı tarihte Resmî Gazete’de yayımlanan 07/03/2019 karar tarihli, 2015/1570 başvuru numaralı diğer bir AYM Kararına göre;
Bir gazetenin internet sitesi editörü ve sorumlusu olan başvurucunun internet sitesinde yayımladığı içerikten sorumlu tutularak cezalandırılmasına sebep olan yazılarda, yazar “Tanrı” müstear ismini kullanarak hicivli bir şekilde Türkiye’deki sosyal ve siyasal durumun eleştirisini yapmaktadır. Gelen ihbarlar üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatılmış ve yargılama makamı mahkeme bahse konu yazıların; Tanrı inancına sahip insanların inançlarının aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir saldırıya konu olduğu duygusuna kapıldıkları ve demokratik bir toplumda bulunması gereken hoşgörü ve saygı değerlerinin kötü niyetli şekilde zedelendiği sonucuna varmıştır. Vatandaşlar tarafından gönderilen şikayet mektupları ise kamu barışının bozulduğuna dair somut nitelikte deliller olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda başvurucuya 7 ay 15 gün hapis cezası verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi yazıların içeriklerini incelediğinde; başvuru konusu yazıların başkaları için temelsiz bir biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan veya yakışıksız ifadeler içermediği kanaatine varmıştır. Buna karşılık Mahkeme kamu düzenin bozulduğuna dair deliller olarak vatandaşlar tarafından gönderilen şikayet mektuplarını sunsa da, başvurucunun cezalandırılmasını haklı kılacak düzeyde bir tehlikenin varlığını somutlaştıramadığı ve dolayısıyla ilk derece mahkemesinin, başvurucunun 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklandığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyamadığı sonucuna varılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra başvurucuya beş yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmıştır ve bu uygulama süresince başvurucunun bir gazetenin editörü olması, dolayısıyla mesleğinin bilgi verme ve yaymadan ibaret olması sebebiyle cezasının infaz edilmesi riski her zaman vardır. Uygulanan bu yaptırımın, başvurucu üzerindeki etkisi büyük olacaktır ve ceza almamak için bir baskı ve etki altında düşünce açıklamalarında bulunabilecek; serbestçe düşüncelerini ifade edemeyecektir. Başvurucunun cezalandırılması, basının kamu yararına olan hususlarda açık tartışmaya olan katkısını da ortadan kaldırabilecek niteliktedir.
Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşmıştır. Bu sebeple başvurucunun bireysel başvurusunu kabul edip, ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu önemli kararların, bundan sonra verilecek kararlara emsal teşkil etmesi ve kararların uygulanması dileğiyle..
/ Yasal Uyarı
Sayın Ziyaretçimiz;
Internet sitemizde bulunan bilgiler VERDA tarafından, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kuralları ve yürürlükteki Avukatlık Kanunu uyarınca sadece bilgi amaçlı olarak sunulmaktadır.
Bu Internet sitesinde yer alan bilgiler, reklam veya diğer bir ticari amaca hizmet etmemektedir ve bu amaçlarla veya Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarına aykırı herhangi diğer bir amaçla kullanılamaz. Ayrıca hiçbir şekilde hukuki tavsiye veya görüş teşkil etmez veya bunların yerine geçmemektedir. Burada yer alan bilgilerden hareketle VERDA ve ziyaretçi arasında avukat-müvekkil ilişkisi doğmaz. Son olarak, burada yer alan bilgiler zaman zaman güncel olmayabilir. Hukuki bir konuda sormak istedikleriniz için irtibat bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.
VERDA’nın bilgisi ve önceden yazılı onayı olmaksızın, bu siteye atıf yapılamaz veya link verilemez.
Sitemizde yer alan tüm bilgiler, bültenler, marka ve logoya ilişkin tüm fikri mülkiyet hakları VERDA’ya aittir ve VERDA’nın önceden yazılı muvafakati olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya kullanılamaz.
Aşağıda detaylarını okuyabileceğiniz Gizlilik Politikamız kapsamında, sitemizi ziyaretiniz esnasında paylaşmış olduğunuz bilgilerin olması durumunda, söz konusu bilgiler sadece sizlerle irtibata geçmemizin gerekmesi halinde kullanılabilecektir. Bunun haricinde üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır.
Bu Yasal Uyarı ve Gizlilik Politikası’nda değişiklik yapma hakkımız olduğunu belirtir, olası değişikliklerin yine burada yayımlanacağının da altını çizmek isteriz.
/ Gizlilik Politikası
Sitemizi ziyaret etmeniz halinde bizimle her hangi bir kişisel veri paylaşmış olmuyorsunuz.
“İletişim” alanımızdan veya info@verdahukuk.com’a mail atılarak yapılan iş başvuruları kapsamında başvurucunun özgeçmişinde paylaşmış olduğu kişisel veriler (kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, eğitim bilgileri gibi özgeçmişte bulunan tüm bilgiler) yalnızca iş başvurusu değerlendirmesinde işlenmektedir.
“Online Borç Ödeme” alanımızdaki uygulama üzerinden yapılan yönlendirmeyle yapılan ödemelerde, sisteme girilen kredi kartı bilgileri VERDA tarafından kaydedilmemektedir. Söz konusu alana yazılan ad, soyad ve irtibat bilgileri ise yalnızca, ödeme yapılan dosya kapsamında bilgi verilmesini gerektiren bir durum halinde, size ulaşabilmek amacıyla kaydedilmektedir.
Kişisel verileriniz, ilgili mevzuatın öngördüğü durumlarda düzenleyici denetleyici kurumlara ve resmi mercilere aktarılabilecektir.
İşlenen veriler ve bilgiler, yasal veya sözleşmesel dosyalama süresi sona erdiğinde tarafımızca uygun görülecek yöntemlerden biri ile silinecek, yok edilecek veya imha edilecektir.
Sitemizdeki çerezleri silebilir, devre dışı bırakabilir ya da engelleyebilirsiniz. Bilgisayarlarında çerez kullanımını devre dışı bırakmış ziyaretçilerimiz de internet sitesini kullanmaya devam edebilir. Ayrıca tüm ziyaretçilerimiz VERDA tarafından kendileri hakkında tutulan bilgileri görmek, değiştirmek ya da silmek için info@verdahukuk.com adresine e-posta göndererek talepte bulunabilirler. Talebin kimlik ve adres bilgilerinizi içermesi ve başvuruya kimliğinizi tevsik edici belgelerin de eklenmesi gerekmektedir.
/ COVID - 19
VERDA
COVID – 19 salgınından kaynaklanan risklere karşı aldığımız tedbirler kapsamında, ekibimizin ofiste bulunmaları gerekmedikçe çalışmalarına uzaktan devam edebilmeleri için gerekli tüm teknolojik ve lojistik altyapı devrededir ve müvekkillerimize verilen hizmetlerin herhangi bir gecikme yaşanmaksızın devam etmesi için her türlü önlem alınmıştır. Hali hazırda ofisimizde fiziksel katılımla çalışma yapılmakta olup, binamızda ve çalışma ofislerimizde detaylı dezenfeksiyon işlemi yapılmıştır. Ayrıca ortak kullanım alanları günlük olarak dezenfekte edilmekte ve ozonlama işlemi yapılmaktadır.